Powered By Blogger
Sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Kasım 2021 Perşembe

Gebelikte Kilo Alımı Nasıl Olmalı?

 


Gebelik anne adayları için keyifli ve bir o kadar zorlu bir süreç olmaktadır. Hamile kalmadan önce kendi sağlığı ön plandayken, artık bebeğinin sağlığı da ilk planda yer almaktadır. Bu durumda dikkat edilmesi gerekenlerin başında gebelikte kilo alımı gelmektedir. Anne karnındaki bebeğin sağlıklı gelişimi açısından annenin yediklerini ve içtiklerine dikkat etmesi gerekir.


Gebelikte Kilo Alımı Hesaplama


Hamilelik haberinin alınmasıyla birlikte doktorlar gebelikte kilo alımı ile ilgili bazı tavsiyelerde bulunmaktadır. Bu tavsiyelere harfiyen uyulması hem annenin hem de bebeğin sağlıklı gelişimi ve kilo alımı açısından oldukça önemlidir. Hamilelikte kilo alımı hesaplama için ilk yapılması gereken hamilelik başlangıç kilosunun ölçülmesidir.

Gebeliğin sağlıklı bir şekilde ilerlemesi için hamilelikte hafta hafta kilo alımı takip edilmelidir. Genel anlamda bakıldığı zaman gebe bir bayanın bu süresi içerisinde toplamda 13 ile 18 arası kilo alımı uygun görülmektedir. Hamilelikte en az kiloyu almak sağlıklı olmayı ifade etmediği gibi, fazla kilo almak da bir o kadar riskli ve tehlikelidir.

Hamilelikte doğru kilo alımının hesaplanmasında vücut kitle endeksleri de büyük bir yer tutmaktadır. Normal standartlarda hamile kalan bir kişinin vücut kitle endeksi 18.5 ve 26 aralığında olmalıdır. Her hafta kilo alımı takip edilerek sağlıklı bir sürecin devamlılığı sağlanmaktadır.

İkiz Gebelikte Kilo Alımı Hesaplama




Tekli gebelikler ile ikiz gebelikler için gebelikte kilo alımı farklı olmaktadır. İkiz bebek bekleyen anne adaylarının toplam gebelik süresi boyunca 15 kg ile 20 kg arasında alması uygun kabul edilir. Genel anlamda bakıldığında hesaplama bu şekilde olmakla birlikte, kilo alımı kişiden kişiye göre değişmektedir.

Gebelikte kilo alımı hesaplama ikiz bebek bekleyen anneler ve bebekleri için oldukça önemlidir. İdeal kilo alımına bakıldığında hamileliğin ilk üç ayında 3 kiloya kadar almak normal kabul edilmektedir. Gebelikte kilo alımı ay ay artmaktadır.

Hamileliğin ilerleyen sürecinde son aylarda haftada 600 grama kadar kilo alınmaktadır. Hamilelik süreci boyunca çok fazla yemek yemek değil, sağlıklı yemek önemlidir. Bunun için doktorun hazırladığı beslenme programına uygun şekilde beslenmeye dikkat edilmesi gerekir.

Hamilelikte Aşırı Kilo Alımı Ne Gibi Sonuçlar Doğurur?


Gebelikte kilo alımı gerektiğinden fazla olduğunda bu durum hem anne, hem de anne karnındaki bebek için risk yaratır.

·       Hamilelik süreci boyunca aşırı kilo alımı olduğunda normal doğum ihtimali azalarak sezeryan doğum olma oranı artar.

·       Birçok anne doğum sonrası kilolarından şikayetçidir. Bu süreç içinde alınan fazla kilo doğumdan sonra kilo vermeyi zor hale getirir.

·       Aşırı kilo alımının yaratacağı en önemli sonuçlardan biri gebelik zehirlenmesinin ortaya çıkmasıdır.

·       Gebelik şekeri ve diyabet hamilelik sürecinde aşırı kilo almaya bağlı oluşacak olumsuz sonuçlardandır.

Hamilelikte En Sık Yapılan Hatalar

·       Hamilelik süreci ile ilgili eskilerden kalma kulaktan doğma birçok söz vardır. Bunlardan biri de şüphesiz hamile olan kişinin iki kişilik yemesi gerektiğidir. Bu anlayış günümüzde de hala varlığını sürdürmektedir. Bilinmelidir ki hamilelikte çok yemek değil, doğru ve sağlıklı yemek önemlidir.

·       Bazı anne adayları hamile kaldığı dönemde, hamilelikten önceki kıyafetleri giymeye devam etmektedir. Şöyle ki; hamilelikten önce giyilen kıyafetler maalesef bu dönemde dar gelecektir. Bebeğin anne karnında rahat bir şekilde hareket edebilmesi için bol ve rahat kıyafetlerin tercih edilmesi gerekir.

·       Heyecanlı anneler hamilelik haberini almasıyla birlikte soluğu bebek kıyafetleri satan mağazalarda almaktadır. Daha cinsiyeti belli olmadan alınan kıyafetler ileride pişmanlık yaşanmasına neden olabilecektir. Bunun için bebeğin cinsiyetini öğrenene kadar sabrederek, daha sonra alışveriş yapmakta fayda vardır.

·       Hamilelik süreci oldukça hassas bir süreçtir. Bunun için gebelikte kilo alımı önemli olduğu kadar ağır kaldırmamaya dikkat etmekte fayda vardır.

·       Hamilelikte giyimin yanında ayakkabı seçiminin de doğru yapılması gerekir. Topuklu ayakkabı yerine rahat ayakkabıların seçilmesi, hem gebelikte kilo alımı ile ağırlaşan vücudun dengesini sağlayacak, hem de düşmelere karşı büyük bir önlem olacaktır.

Gebelikte Kilo Alımı Ne Zaman Başlar?



Gebelikte kilo alımı ilk haftalarda yavaş seyretmekle birlikte son aylara girildiğinde giderek hız kazanır. Özellikle 24. Haftadan sonra anne karnındaki bebeğin gelişimi ve büyümesi hamileliğin ilk zamanlarına göre oldukça fazladır.

Hamilelik sürecinde annelerin aklında birçok soru olur, bunlardan bir tanesi 5 aylık hamilelikte kaç kilo alınır tarzında sorulardır. Bu sorunun cevabına ulaşmak için hafta hafta gebelik takibinin yapılarak, alınması gereken değerlerde kilo alınmasına dikkat edilmesi gerekir. Ortalama boy ve kiloda olan bir gebenin 5. Ayda 4.5 kg kadar kilo alması uygun görülmüştür.

Gebelikte kilo alımı tablosu incelendiğinde zayıf kişilerin hamilelik süreci boyunca toplamda alması gereken kilo 12 kg ile 18 kg aralığında olmalıdır. Kilolu olan kişilerin hamilelik süreleri boyunca 5 kg ile 9 kg arası alması uygundur.

Hamilelikte Beslenme Nasıl Olmalı?



Hamilelik haberinin alınmasıyla beslenmeye artık eskisinden daha fazla dikkat edilmek durumundadır. Bu beslenme esasında gebelikte kilo alımı göz önünde bulundurularak bir beslenme programı uygulanmalıdır.

·       Öncelikle zararlı alışkanlıkların bu süre içerinde bırakılması gerekir. Sigara gibi sağlığa zararlı maddelerin alımı bebeğin gelişimini olumsuz etkileyeceği gibi, kalıcı hasarlar bırakmasına da neden olabilecektir.

·       Süt ve süt ürünleri özellikle yoğurt hamilelik döneminde sıklıkla tüketilmesi gerekir.

·       Bebeğin beyninin ve zekasının gelişmesi için de özellikle gebeliğin ilk aylarında kuruyemiş yenmesi büyük önem arz etmektedir. Bu yiyecekler yenirken aşırıya kaçılmamalı, alınması gereken miktarca tüketilmelidir.

·       Hamilelik sürecinde tüketimine önem verilmesi gereken diğer bir yiyecek balıktır. Hafta da en az 2 kere balık yenilmesi, hem annenin hem de bebeğin sağlığı açısından önemlidir. Burada dikkat edilmesi gereken husus her balığın yenmemesi gerektiğidir.

 

Derin sularda yaşayan balıklar yoğun oranda civa içerdiğinden yüzeye yakın yerlerde yetişen balıkların tercih edilmesi gerekir. Yine bu konuda mutlaka doktorların tavsiyeleri dikkate alınmalıdır.

·       Gebelikte kilo alımı kadar su içimine de bir o kadar dikkat edilmelidir. Gebelikte alınan su miktarı bebeğin amniyon sıvısına etki edeceğinden mutlaka bu süreçte bol bol su içilmelidir.

·       Gebelikte kilo alımı kontrolünde beslenmenin yanında spor ve aktivitelerin yapılması, hem hamilelik sürecinin kolay geçmesinin, hem kolay doğumun önünü açacaktır.

Hamilelikte Ne Yenmemeli?

Hamilelikte ne yenmesine dikkat edilmesi gerektiği gibi nelerin yenmemesi gerektiğinin de bilinmesi gerekir. Bu yiyecekleri yemek hem anne hem de bebeğin sağlığını tehlikeye atabileceğinden oldukça dikkatli olunmalıdır. Ayrıca bu yiyecekleri yemek gebelikte kilo alımı sorununa da neden olabilecektir.

  •       Çiğ süt tüketmek,
  •        Çiğ sayılacak derecede az pişmiş yumurta,
  •       Sebze ve meyvelerin iyice yıkanmamış olması,
  •       Kafein tüketimi,
  •       Alkol,
  •       Civa içeren deniz ürünleri,
  •      Açık halde satılan meyve suları içecekler.


1 Kasım 2021 Pazartesi

Giderek Yaygınlaşan Şeker Hastalığı Tedavisi Nedir?

 


Günümüzde yaygın olarak birçok hastanede yapılan şeker hastalığı tedavisi hastalığın iyileştirilmesi yönünde oldukça etkili olmaktadır. Şeker hastalığı diğer bir adıyla diyabet hastalığı vücudun yeteri kadar insülin üretemediği durumlarında veya insülinin yeteri kadar kullanılamadığı durumlarda sıklıkla ortaya çıkan bir hastalık olmaktadır. Yaklaşık her 12 kişiden 1’i bu hastalıkla mücadelesine devam etmektedir. 

Hastalığın en enteresan yönlerden bir de tanı konulmayan birçok hastanın olmasıdır. Birçok kişi bu hastalığa tanı konmadığı için tedaviye başlanılamamıştır. Sayı azımsanamayacak kadar fazladır. Öyle ki, ülkemizde her iki kişiden biri bu hastalığa sahip fakat hastalığının farkında değildir. Hastalığın belirtilerinin ve çeşitlerinin herkeste farklı olması tanı konulmasını daha da zorlaştırmaktadır.

Şeker Hastalığı Belirtileri


Şeker hastalığı diğer bir adıyla diyabet hastalığının belirtileri herkeste aynı oranda görülmez. Kimileri daha fazla etkilenirken, kimileri ise neredeyse hiçbir belirti göstermezler. Böyle durumlarda şeker hastalığı tedavisi de oldukça güç olacaktır.

  •       Vücutta yorgunluğa benzer halsizlik durumunun olması,
  •       Ani ve önlenemeyen kilo kayıplarının olması,
  •       Görme bozukluğunun ortaya çıkması,
  •       Vücutta ve özellikle ayaklarda karıncalanma hissi olması,
  •     Vücutta çeşitli yerlerde kaşıntıların olması,
  •     Vücuttaki yaraların iyileşme sürelerinin uzaması,

Şeker Hastalığı Nedenleri Nelerdir?

Şeker hastalığının olması için birçok neden bulunmaktadır. Bu nedenler çevresel faktörlere bağlı olarak değişiklik göstermektedir.

  •          Stres,
  •          Aşırı kilolu olma durumu,
  •         Yaşın ilerlemiş olması,
  •          Fiziksel aktivitelerde fazla bulunmayarak çok fazla hareketsiz kalma durumu,
  •          Ailede daha önceden şeker hastalığı geçirenlerin olması,

Hastalığa çözüm bulmak adına şeker hastalığı tedavisi bitkisel çözüm ile de bazı bitkiler yardımı ile de yapılabilmektedir. Bunun için doktorlardan daha detaylı bilgi alınarak bu doğrultuda hareket edilmelidir. Doktora danışmadan şeker hastalığı tedavisi bitkisel çözüm adına yapılacak yanlış davranışlar olumsuz sonuçların ortaya çıkmasına neden olabilecektir.

Şeker Hastalığı Nasıl Geçer?


Şeker hastalığı tedavisi var mı diye araştırıldığı zaman bunun birçok yolunun olduğunu söylemek mümkündür.  Şeker hastalığı tedavisi aşamasında doktorların en sık önerdiği diyet ve beslenme programları olmaktadır. Her zamankinden daha fazla hareket ve egzersiz yapılması doktorlar tarafından hastalara önerilmektedir. Bu doğrultuda mutlaka doktorların tavsiyeleri dikkate alınarak ona göre program oluşturulmalıdır.

Şeker Hastalığı Çeşitleri Nelerdir?

Hastalığın en belirgin özelliklerinden biri de tek tip olmayıp çeşitlerinin bulunmasıdır. Şeker hastalığı tedavisi var mı denildiğinde bunu hastalığın çeşidine göre cevaplamak daha doğru olacaktır. Çünkü şeker hastalığı tedavisi çeşidine göre farklı olmaktadır.

1.      Tip 1 Diyabet

Bu hastalığa sahip olan kişilerin hastalık belirtileri çok erken yaşta ortaya çıkar. Bu kişilerde insülin oranı çok azdır. Gerekli olan insülini dışarıdan temin etmek durumundadırlar.

2.      Tip 2 Diyabet

Günümüzde en yaygın şeker hastalığı türlerinden biridir. Vücutta kalp krizinin oluşma riskini oldukça arttırmaktadır. Bu neden organ yetmezliği gibi birçok olumsuz duruma sebebiyet verir.

3.      Gizli Şeker

Bazı durumlarda kolay tanı konulamadığından gizli şeker belirtisiz olarak var olmaktadır.  Böyle durumlarda şeker hastalığı tedavisi zorlaşmaktadır. Belli süre tan konulamadığı durumlarda tip 2 diyabet türüne geçerek orada kendini daha da belli eder.

Tip 2 Diyabet Belirtileri




Diyabet belirtileri arasında en sık görülen çeşitlerden olan tip 2 diyabet bazı belirtileri ile tanı koymalı kolay hale getirmektedir. Şeker hastalığı tedavisi var mı diye bakıldığında hastalığa göre farklı tedavi yöntemlerinin olduğunu söylemek doğru olacaktır.

  •           Halsizlik ve yorgunluk halinin olması,
  •           Sürekli kendini aç hissetmek ve açlığa dayanamamak,
  •           Önlenemeyen kilo kayıplarının oluşması,
  •           Ağızda kuruluk meydana gelmesi,
  •           El ve ayaklarda batma tarzı hislerin meydana gelmesi,
  •           Yaraların iyileşme süresinin uzaması,

Tip 2 Diyabet Tedavisi



Her hastalığın kendine göre tedavi yöntemleri olduğu gibi tip 2 diyabet tedavileri de kişiye özel olarak yapılmalıdır. Şeker hastalığı tedavisi var mı sorusunun cevabı kişiden kişiye değişir olmalıdır. Doktorlar tarafından sıklıkla uygulanan tedavi yöntemleri genellikle, sağlıklı yaşama uyumla alakalı olmaktadır. Diyabet hastalarının çoğunda uygulandığı gibi tip 2 diyabet hastalarında da en çok önerilenlerin başında günlük aktivitelerin ve hareket oranının artırılması gelir.

Sağlıklı beslenme üzerine hazırlanan diyet programlarına uyum sağlanmalı, vücut direncine zarar verecek alkol gibi maddelerden uzak durmak gerekmektedir. İlaç tedavileri ile insülin dengesini düzenlemek adına doktor tarafından verilen ilaçlar aksatılmadan kullanılmalıdır. Gerekli diyabet kontrollerinin belli aralıklarla yapılarak takibinin yapılması sağlanmalıdır.

Sinirsel Şeker Hastalığı Belirtileri


Sinirsel şeker hastalığı olma durumunda vücuttaki şeker oranının hızlı değişimler göstermesi etkili olmaktadır. Şeker seviyesinin hızlı değişimi birçok olumsuz duruma sebep olacaktır. Şeker hastalığı tedavisi bu aşamada oldukça önemli olmaktadır.

  •           Aşırı ve önlenemeyen kilo kayıplarının olması,
  •           Vücutta titreme durumu,
  •          Görmede zorluk yaşama ve bulanık görme durumu,
  •          Yorgunluk hissi,
  •           Sık tuvalete gitme isteği

Evde Şeker Hastalığı Testi

Evde şeker hastalığı tedavisi yapmak oldukça kolay ve ucuz bir yöntemdir. Bu sayede evde kendini dinleyerek belli teşhisler kolay bir şekilde yapılabilecektir. Birkaç basit yöntemle bu ölçümleri yapmak mümkündür.

  •         Test çubukları ile yapılan şeker testi için, çubuğun belli kısmına parmak ucundan alan kan damlatılır ekranda çıkan renge göre kan şekerinin düzeyi ölçülebilir.
  •          Şeker testi ölçüm cihazları ile evde kolaylıkla ölçüm yapılabilir.

Evde Şeker Ölçümü Ne Sıklıkla Yapılır?

Evde ne sıklıkla ölçüm yapılması gerektiği doktor tarafından belirlenen o doğrultuda bir işlem yapılmalıdır.

  •          Şeker kontrolünün belli bir seviyeye getirilene kadar gebe olanların ve insülin enjeksiyonu kullanan kişilerin günde 3-4 kez ölçüm yapması gerekir. Ölçümlerin yemeklerden önce yapılması doğru sonucu vermesi açısından oldukça önemlidir.
  •          Tip 2 diyabet hastalarının ve kan şekeri belli bir düzeyde sabitlenmeyen kişilerin kahvaltı yapmadan önce ve bunun iki saat sonrasında ölçüm yapması gerekir.

Erkeklerde Şeker Hastalığı Belirtileri


Şeker hastalığı belirtileri herkeste farklı olsa da erkeklerin çoğunda ortak belirtilere rastlamak mümkündür. Bu belirtiler günlük yaşamı olumsuz yönde etkiler.

  •          Vücudun bazı bölgelerinde özellikle eller ve ayaklarda karıncalanma hissinin oluşması,
  •          Çok sık tuvalete çıkma,
  •          Hızlı kilo verme durumu,
  •          Kendini halsiz ve yorgun hissetme,
  •          Vücutta yaraların normalden uzun sürede iyileşmesi,
  •          Görme bozukluğu oluşması ve bulanık görme,
  •          Derin nefes almak, nefes alma güçlüğü,
  •          Karın ağrısının sürekliliği,

Birçok hastalıkta olduğu gibi şeker hastalığı tedavisi de oldukça zaman alan bir süreci kapsamaktadır. Bu süreç içerisinde doktorların tavsiyesi üzerine gerekli kontrollerin yapılarak, düzenlenen diyet ve beslenme programlarına uyulması gerekir. Hastalık belirtisi gösterenlerin en kısa sürede en yakın sağlık merkezlerinde kan değerlerine bakılarak gerekli durumlarda tedavisine başlanmalıdır. 


29 Ekim 2021 Cuma

Pancar Suyu Faydaları Nelerdir?

 


Sağlık alanında oldukça büyük bir öneme sahip olan pancar suyu aynı zamanda büyük bir antioksidan kaynağı olmaktadır. Stres başta olmak üzere pancar suyu faydaları saymakla bitmemektedir. Mevsiminde tüketilen pancar suyu birçok hastalığın önlenmesine katkı sağladığı gibi özellikle kış ayında rastlanan grip gibi durumları engellemede oldukça etkilidir.

Pancar Suyu Faydaları




Pancar suyu içeriğinde bulunan A, C,E, B12, B6 ve K vitaminleri yanı sıra insan sağlığına fayda sağlayan vitamin ve mineralleri içermektedir.  Bağışıklığın korunarak vücuda direnç kazandırılması pancar suyunun en önemli faydalarından biridir.

Pancar suyu faydaları 200 ml olan bir bardak için 3,36 gram protein, 0,36 g yağ, 4 gram lif, 154 mg sodyum, 610 mg potasyum, 32 mg kalsiyum, 1,58 mg demir olmaktadır. Kullanım şeklide kişiden kişiye göre değişmektedir.

1.      Stresi Ortadan Kaldırır

Kalabalık şehirde yaşamanın verdiği mutsuzluk, iş ortamında meydana gelen sorunlar gibi durumlar stresin artmasına neden olmakta bu da sağlığı olumsuz yönde etkilemektedir. Pancar suyunun tüketimi stresi ortadan kaldırdığı gibi hiçbir ilaç kullanamadan doğal yoldan stres atmaya yardımcı olacaktır.

2.      Kanseri Önlemede Etkilidir

Kanserin günümüzde birçok türü bulunmakta kansere yakalananlar yeni bir çözüm yolu aramaktadır. Birçok kanser türüne karşı koruyucu kalkan görevi gören pancar suyu faydaları bunun gibi birçok hastalığın da oluşumuna engellemektedir.

3.      Vücudu Arındırır

Pancar suyunun vücudu arındırma ve vücuttaki bazı organları temizleme özelliği bulunmaktadır. Vücutta yer alan zararlı toksinleri vücuttan ter ve idrar yoluyla atılmasını sağlayarak vücudun sağlıklı işleyişine katkı sağlar.

4.      Kalbi Korur

Kalp vücudun dengede durmasını sağlayan en önemli organlardan biridir. Dolayısıyla kalbin sağlıklı olması bütün vücudun dinç olmasını sağlayacaktır. Pancar suyu bu aşamada damar tıkanıklıklarının önüne geçmekte bu duruma bağlı oluşabilecek olumsuz durumların önüne geçmektedir.

5.      Zayıflamaya Yardımcıdır

Günümüzde çoğu kişi yüksek kilolu olmaktan şikayetçi olmakta, zayıflamak ve fit olmak uğruna bıçak altına yatmaktadır. Pancar suyu metabolizmayı hızlandırarak doğal yoldan zayıflamaya katkı sağladığı gibi vücutta ödem atma gibi önemli bir görevde de bulunmaktadır. İçeriğinde bulunan lifler sayesinde tokluk hissi yaratmaktadır.

6.      Sindirimi Düzenler

Kırmızı pancar suyu faydaları sindirim sisteminde de etkili olmaktadır. Kabızlık ve ishal gibi durumlarda tedavi edici olmasının yanında bağırsakları düzene sokarak bağırsaklarda yer alan mikropları da yok eder.

7.      Saç Dökülmelerinin Önüne Geçer

Stres, genetik durumlar, çevresel nedenler gibi çeşitli nedenlere bağlı olarak saç dökülmeleri meydana gelmekte bu durum çoğu kişinin hayatını olumsuz olarak etkilemektedir. Düzenli olarak pancar suyu tüketimi saç dökülmelerinin ciddi derecede önüne geçmektedir. Bunu yanında saçların doğal bir şekilde uzamasını sağlamasına yardımcı olur.

8.      Vücuda Enerji Verir

Pancar suyu içeriğinde yer alan yüksek vitamin ve mineral oranları nedeniyle vücuda enerji ve canlılık vermektedir.

9.      Anne Karnındaki Bebeği Korur

Tüketiminde aşırıya kaçılmadığı sürece pancar suyu hamileler tarafından da tüketilebilmektedir. Anneye rahat bir doğum için kolaylık sağladığı gibi anne karnındaki bebeği de korumaktadır.

10.  Kansızlığın Önüne Geçer

Pancar suyu faydaları hemen her alanda geçerli olmaktadır. Bunlardan biri de kansızlığı önlemesi olmaktadır. Gerek renginden dolayı gerekse demir eksikliğinin karşılamasından dolayı kansızlığa etki eden besinlerden biridir.

11.  Beyin Sağlığını Korur

Pancar suyu beyin sağlığını koruyarak vücudun düzenli bir şekilde işleyişine katkı sağlamaktadır. Yaşlanmaya bağlı oluşabilecek zihinsel etkinliklerin de doğru bir şekilde çalışmasını sağlamaktadır.

Pancar Suyu Zararları Nelerdir?


Pancar suyu her ne kadar faydalı olsa da bazı durumlarda yan etki yaratabileceği gibi insan sağlığı için de zararlı duruma gelebilmektedir.

  • Gereğinden fazla pancar suyu tüketmek böbreklere zararlı olmaktadır.
  • Pancar suyu renginden dolayı idrar renginde değişme meydana getirebilecektir.
  • Kan basıncının düşmesine neden olduğu gibi kan şekerinin de farklı seyretmesine neden olabilmektedir.
  • Cilt üzerinde kızarıklıklara ve lekelenmelere neden olabilecektir.
Kırmızı pancar suyu faydaları oldukça fazla olup kullanımında dikkat edilmesi gereken bazı durumlar bulunmaktadır.
  • Tansiyon hastası olanların pancar suyu tüketimine ayrıca dikkat etmesi gerekmektedir. Özellikle yüksek tansiyonu olanların bu duruma ayrıca dikkat etmesi gerekmektedir.
  • Düzenli ilaç kullanmak durumunda olanların da pancar suyu tüketmeden önce doktora danışarak onay alması gerekmektedir. 

28 Ekim 2021 Perşembe

Göz Tansiyonu Rahatsızlığı Nedir, Neden Oluşur, Belirtileri Nelerdir?

 


Göz tansiyonu rahatsızlığı, tedavi süreci aksatılmadan devam edilmesi gereken bir rahatsızlıktır. Diğer bir adı Karasu Hastalığı olmakla birlikte, özellikle 40 yaşını geçmiş kişilerde daha bir belirgin olarak ortaya çıkmaktadır. Bu durumda tedaviye geç başlanması durumunda olumsuz sonuç almak kaçınılmaz olacaktır. Geç kalma durumlarında ise sinirlerde ilerleyen hastalık körlük meydana getirebilecektir.

Göz Tansiyonu Sebebi



Göz tansiyonu olanlarda bazı özellikler kendini gösterir. Göz tansiyonu rahatsızlığı tedavisi aşamasında bu belirtiler tanı konulmasını olumlu yönde etkilemektedir. Erken tanı ve tedavi her alanda iyileşmeyi hızlandırdığı gibi göz tansiyonu hastalığı için de büyük bir yardımcı olmaktadır.

  •          Aralıklarla gözlerde ağrıların meydana gelmesi,
  •           Bulanık görme durumlarının baş göstermesi,
  •           Mide bulantısı ve buna bağlı kusma meydana gelmesi,
  •          Işıklı alana bakıldığı durumlarda gözde ağrı oluşması,

Göz Tansiyonu Nedenleri

Göz tansiyonu birçok nedene bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Bu nedenlere göre ise tedavi süreci belirlenebilecektir. Zorlu şartlarda oluşan hastalık iyileşme süresinin de uzamasına neden olacaktır. Böyle durumlar için göz tansiyonu tedavisi ne kadar sürer diye bir soru geldiğinde nedene bağlı olarak demek daha doğru olacaktır.

  •          Aileden gelen göz rahatsızlığı,
  •          Migren rahatsızlığı,
  •          Kansızlık yaşanması,
  •          40 yaşını geçmiş olmak,
  •         Vücut tansiyonunun değişmesi,
  •          Gözde meydana gelen çeşitli yaralanmalar,      
  •         Yüksek miyopi ve hipermetropi olma durumu,
  •          Diyabet hastalığı,

Göz Tansiyonu Olanlar Ne Yemeli?

Göz tansiyonu rahatsızlığı tedavisi aşamasında yenilen bazı yiyeceklere dikkat etmek gerekir. Bu yiyecekler göz tansiyonunun düşürülerek olması gereken değerlere gelmesinde oldukça etkilidir.

  •          Sebze ve meyve bol miktarda tüketilmelidir.
  •          Omega 3 bakımından zengin besinler bu tedavi aşamasında tercih edilmelidir.
  •           Deniz ürünleri, pişmemiş yeşil yapraklı yiyecekler ve portakal, kayısı gibi meyveler doktorlar tarafından en sık önerilen yiyecekler arasında yer almaktadır.

Göz Tansiyonu Testi


Göz tansiyonun olup olmadığına dair detaylı araştırmalar göz doktorları tarafından yapılmaktadır. Göz tansiyonu tedavisi nedir diye bakıldığında göz tansiyonu testlerindeki sonucu göre işlem yapıldığı cevabını vermek doğru olacaktır. Göz tansiyonu teşhisi için belli göz tansiyonu testleri yapılmaktadır.

1.      Göz Tansiyonu Tedavisi İçin Göz Tansiyonun Ölçülmesi

Göz tansiyonu hastalığı tedavisi yapılabilmesi için göz tansiyonu iki şekilde ölçülür. Bunlardan ilk göze damla damlatılması yöntemidir. Bu yöntemle göz uyuşur ve alet yardımıyla tansiyon ölçülür. Diğer yöntem olan hava yoluyla ölçmede herhangi bir alete gerek olmadan ölçüm yapılması oldukça kolay olmaktadır.

2.      Drenaj Açısına Bağlı Ölçüm

Uygulanan diğer yöntemlere rağmen hala bir şüphe söz konusuysa o zaman bu yöntem kullanılır.

3.      Görme Sinirlerinin Muayene Edilmesi

Göz sinirlerinin çok detaylı bir yöntemle incelemesi yapılır. Görme sinirlerinde çukurlaşmaların ne derecede olduğu araştırılıp gözlemlenir.

Göz Tansiyonu Kaç Olursa Kör Eder?


Göz tansiyonu değerleri göz tansiyonu tedavisi sürecinde oldukça belirgin olmaktadır. İstenilen aralıkta olmayan tansiyon değerleri kör olmaya neden olabilecektir. Son zamanlarda giderek yaygınlaşan bu rahatsızlık için en erken tedavi yöntemleri belirlenmelidir. Göz tansiyonunun sürekli olarak yüksek duruma gelmesi göz sağlığı açısından oldukça tehdit edici bir durumdur.

Sağlık bir göz için göz tansiyonu değerlerinin 12 ile 22 mm Hg aralığında olması gerekir. Bu değer 22 mm üzerindeyse o kişinin göz tansiyonu yüksek demektir. Rahatsızlığın daha ileri bir duruma gelmemesi için ölçümlerin sürekli olarak yapılması, olumsuz bir durumla karşılaşıldığı zaman hemen bir göz doktoruna başvurmak gerekir.

Evde Glokom Testi


Birçok kişi göz tansiyonu tedavisi nasıl yapılır ve bunun evde yapılıp yapılmayacağını merak etmektedir. Evde glokom testi yapmak isteyenler telefon üzerinden birkaç uygulama ile bunu yapabileceklerdir. Akıllı telefonlara sahip olan kişiler yeni projeler ile evde kolaylıkla test yaparak rahatsızlık durumunun olup olmadığını tespit edebileceklerdir. Bu sayede erken teşhis ve tedavi mümkün olacaktır.

Göz Tansiyonu Evde Nasıl Düşürülür?

Göz tansiyonu rahatsızlığı tedavisi bitkisel yöntemlerle de mümkün olmaktadır. Bu tedavi yöntemlerinden biri olan gül yaprağı oldukça etkili bir yöntem olmaktadır. Gül yapraklarının birkaç dakika kaynatıldıktan sonra süzülüp soğumaya bırakılması gerekir. Bir adet patates yıkanıp dilimlendikten sonra gül suyuna batırılıp göze uygulandığı zaman göz tansiyonu rahatsızlığı olanlara oldukça fayda sağlayacaktır.

Göz Tansiyonu Olanlar Ne Yapmamalı?


Tedavi aşamasında yapılmaması ve dikkat edilmemesi gereken bazı durumlar bulunmaktadır.

  •           Sağlıklı beslenmeye dikkat edilmesi gerekir.
  •          Sigara, alkol gibi maddelerde olabildiğince uzak durmak gerekmektedir.
  •           Hareketsiz kalmamak önemlidir. Günlük aktivitelerin arttırılması ve sürekli egzersiz yapmak gerekir.
  •          Doktorların verdiği ilaçların kullanımının aksatılmaması gerekir.
  •           Kafeinli içeceklerin kullanımında aşırıya kaçılmaması gerekir. Göz tansiyonu rahatsızlığı tedavisi süresinde bu durum en ciddiye alınması gerekenler arasında yer almaktadır. 



27 Ekim 2021 Çarşamba

Kuşburnu Çayının Faydaları Nelerdir, Tüketiminde Nelere Dikkat Edilmelidir?

 

Kış mevsiminde sıklıkla tüketilen çaylardan biri de kuşburnu çayı olmaktadır. Gerek kokusu, gerek tadıyla içenleri kendisine hayran bırakan çay, bin bir derde deva çaylar arasında yer almaktadır. Çay olarak kullanılmasının yanında ilaç yapımın da kullanılmaktadır. Kuşburnu çayının faydaları oldukça fazla olması, doğanın insanlara sunduğu mucizelerden biri olarak görülmektedir.

Kuşburnu Çayının Faydaları



Kuşburnu çayının faydaları saymadan önce onun tam bir C vitamini deposu olduğunu söylemek doğru olacaktır. Ayrıca mineral ve vitamin olarak da tam bir şifa kaynağıdır. Kış mevsiminin yanı sıra her mevsim birçok kişi tarafından sevilerek tüketilmektedir.

1.      Bağışıklık Sistemini Güçlendirir

Kuşburnu çayı vücut direncinin artmasını sağlayarak bağışıklık sistemini daha güçlü hale getirmektedir. Bu yönüyle birçok hastalığın oluşumunun engellenmesi mümkündür. Hücre yenileme özelliği nedeniyle sinir sistemlerinde büyük onarım gerçekleştirmektedir.

2.      Kansere Karşı Korur

Kuşburnunun içerdiği güçlü antioksidanlar kansere karşı büyük koruma sağlamaktadır. Sağlıklı hücre oluşumu artırarak, yıpranan hücreleri de onarmaktadır. Böylece kanser hücrelerinin büyümesinin önüne geçilmektedir.

3.      Kansızlığa Karşı Kuşburnu

Toplumumuzda kansızlık sorunu yaşayanların sayısı oldukça fazladır. Bu sorunla karşı karşıya kalanların sıklıkla kuşburnu çayı tüketmeleri gerekir. Demir eksikliğinin giderilmesinde büyük öneme sahip olan kuşburnu, demir emiliminin yapılamasını da kolaylaştırmaktadır.

4.      Cildi Güzelleştirir

İçerisinde bulunan A vitamini cildin yaşlanmasını önleyerek, ciltte oluşan yaraların da tedavi edilmesinde kullanılmaktadır. Ayrıca güneşin ciltte oluşturduğu yanıklar ve lekelerde de fayda sağlamaktadır.

5.      Kabızlığı Önler

Son zamanlarda birçok kişinin yakındığı durumlardan biri kabızlık olmaktadır. Kabızlık sorunu olanlar için kuşburnu tam bir şifa kaynağıdır. Bağırsak sistemini düzenleyerek sindirimi kolaylaştırmaktadır.

6.      Kilo Vermeye Yardımcı Olur

Kuşburnu çayının faydaları arasında en etkili olanlardan biri de kilo vermek isteyenlere yardımcı olmasıdır. Yağ yakma özelliği nedeniyle fazla kilolardan kurtulmak isteyenler için sağlıklı ve doğal bir zayıflama yöntemi olmaktadır.

7.      Kan Şekerini Dengeler

Diyabet sorunu olanlar için Tip 2 diyabet rahatsızlığı olanlarda kan şekerini dengeleyerek olması gereken seviyeye getirmeye yardımcı olur.

8.      Eklem Ağrılarına İyi Gelir

Kuşburnu, içerdiği vitamin ve minareler ile eklem ağrılarının giderilmesinde büyük etki sağlar. Bunun yanı sıra gut hastalığı, idrar yolu enfeksiyonları gibi çeşitli rahatsızlıkların giderilmesinde önemli bir şifa kaynağı olmaktadır. Çok yönlü bir bitki olan kuşburnu, kronik rahatsızlar sonucu oluşan ağrılarda da ağrı kesici özelliğe sahiptir.

Kuşburnu Çayının Tüketilmesinde Dikkat Edilmesi Gerekenler



Her şeyin fazlasının zararlı olduğu düşünüldüğünde, kuşburnu çayının faydaları yanı sıra dikkat edilmediğinde zararlı hale gelebilecektir. Kuşburnu çayı demlerken, kaynamış olan 200 ml suyun içerisine 4-5 adet kuşburnu atılarak demlenmesi beklenmelidir.

Yaklaşık 10 dakika demlenmesinin ardından çay içmeye hazır hale gelecektir. Çay demleme işlemi gerçekleştirilirken üzerinin kapalı olması gerekmektedir. Aksi halde iyi bir demleme işlemi gerçekleşmeyecektir.

Kuşburnu çayının fazla kaynatılması ve demlenmesi çaydaki C vitamin değerinin azalmasına neden olacaktır. Bu nedenle yeteri kadar sürede demleme işlemi gerçekleştirilmelidir. Çay tüketimi yemeklerden yarım saat sonra gerçekleştirilmeli ve hazır olduğundan itibaren 5 dakika içerisinde tüketilmesi gerekmektedir.

Kuşburnu çayının faydaları etkili bir şekilde kullanabilmek için iyi bir şekilde muhafaza edilmesi gerekir. Bunun için güneş ışığı görmeyen bir yerde saklanması daha doğru olacaktır.  

 


25 Ekim 2021 Pazartesi

Ayak Mantarı Neden Olur? Tedavisi Nasıl Yapılır?

 


Bir çeşit deri hastalığı olarak meydana gelen ayak mantarı günlük hayatı olumsuz yönde etkileyen durumlardan biri olmaktadır. Oldukça çabuk bulaşabilen hastalık kadınlara oranla erkeklerde daha sık görülmektedir. Hastalığın tedavi süreci kişiden kişiye değişebildiği gibi ilaçların doğru kullanılmasıyla da doğrudan alakalı olmaktadır.

Ayak Mantarı Nedir?



Hemen herkesin hayatında en az 1 kere karşılaştığı bir durum olan ayak mantarı hastalığı, vücudun ayak kısmında özellikle parmak aralarında gelişen sağlık sorunlarından biridir. Ayağın üst deri bölgesinde meydana gelebileceği gibi yan kısımları ve alt bölgesinde de görülebilmektedir. 



Ayak mantarı ilk oluşma aşamasında kırmızı nokta şeklinde ve daha sonra pullanma olarak kendini göstermektedir. Hastalığın ilerleme sürecinde kırmızı noktalar içi su dolu kabarcıklara dönüşerek iltihaplı bir hal alır. Hastalığın iyileşmesi için erken teşhis önemli olduğu gibi tedaviye de bir an önce başlanmalıdır.

Hastalığın tedavisine erken başlanmaması hastalığın ilerleyerek tırnaklara bulaşmasına neden olabilecektir. Tırnaklara bulaşan hastalık tırnağın daha kalın olmasına ve renginin değişmesine neden olabilecektir. Hastalığın baş göstermesi durumunda vakit kaybetmeden en yakın sağlık merkezine gidilmesi gerekmektedir

Ayak Mantarı Belirtileri Nelerdir?



Ayak mantarı oluşma aşamasında bazı belirtiler ortaya çıkmaktadır. Buna göre ayak mantarı belirtileri;

  •           Ayakta kaşıntı oluşumu,
  •           Kırmızı renkli döküntülerin meydana gelmesi,
  •           Ayakta istenmeyen ve kötü koku oluşumu,
  •           Ayakta yanma hissi,
  •          Ayak derisi üzerinde içi su dolu kabarcık oluşumu,
  •          Ayak tabanı başta olmak üzere çeşitli yerlerinde kepeklenme oluşumu, en yaygın belirtiler arasında yer almaktadır.

Ayak Mantarı Oluşumunu Tetikleyen Faktörler Nelerdir?

Bazı durumlar hastalığın oluşmasına zemin hazırlayabilmektedir. Bu durumların biliniyor olup ona göre gerekli önlemlerin alınması hastalığın oluşumunu engellemede büyük role sahip olacaktır. Buna göre;

  •           Bağışıklık sistemi güçsüz olan kişiler,
  •          Ayakların nemli bırakılması ve banyo sonrası kurutulmaması,
  •          Sürekli olarak sık ve kapalı ayakkabı giyiliyor olması,
  •          Ortak kullanılan pedikür aletleri, gibi faktörler hastalığın oluşmasına neden olabilmekte diyabetli hastalar gibi hastalığa yatkın kişilerde bu durum oldukça sık rastlanmaktadır.

Ayak Mantarı Çeşitleri Nelerdir?



Hastalığın bazı çeşitleri bulunmakla birlikte en yaygın olanları;

  •           İntertriginöz – Parmak arası mantarı,
  •          Hiperkerotik,
  •          Vezikülobüllöz- Kabarcıklı, şeklinde olmaktadır.

1.      İntertriginöz

Parmak arası mantarı olarak da intertriginöz en sık görülen ve ayaklarda oluşan mantarlardan biridir. Sıklıkla en küçük ayak parmaklarında çıkmakla birlikte bu tür rahatsızlık hastalarda kaşınma, pullanma ve yanma gibi durumlara neden olabilmektedir.

2.      Hiperkerotik

Tedaviye erken başlanmadığı süre içerisinde ayak derisinin kalınlaşmasına neden olabilen hastalık, ayakta kuruluk ve pullanma gibi durumlara neden olabilmektedir. Hastalığın iyileştirilmesi ve ilerlememesi adına erken tedavi büyük önem taşımaktadır.

3.      Vezikülobüllöz

Ayaklarda oluşan mantarın en nadir görülen çeşitlerinden biri vezikülobüllöz, ayakta kabarcıklar şeklinde kendini göstermektedir. Bu hastalık çeşidi ayak tabanının su toplayarak patlaması sonucu oluşmaktadır. Erken tedavi edilmediği sürece hastalığın ayak parmaklarına yayılması söz konusu olabilmektedir.

Ayak Mantarı Hangi Yöntemle Bulaşır?

Ayaklarda meydana gelen mantar oldukça sık bulaşabilme özelliğine sahiptir. Özellikle ortak kullanılan eşyalar hastalığın meydana gelmesinde büyük rol oynamaktadır. Terlik, çorap, ayakkabı eşyaların ortak olarak kullanılması hastalığın daha hızlı yayılmasına ortam hazırlamaktadır.

Ayakların kapalı ortamlarda uzun süre havasız kalması ayakta bakteri üremesine neden olabilmektedir. Bu nedenle ayakkabı ve çorap kullanımı mevsimine uygun olarak seçilmeli, ayakların gün içinde hava almasına özen gösterilmelidir.

Ayak Mantarı Nasıl Geçer?



Hastalığın tedavisi genel olarak fiziki şekilde yapılacak muayene ile yapılmakla birlikte çoğunlukla krem ve sprey kullanılarak tedavi sağlanmaktadır. Bunun yanında hastalığın en önemli aşamalarından biri ayak bakımı ve temizliğinin doğru ve düzenli bir şekilde yapılmasıdır.

Ayaklar günlük olarak düzenli bir şekilde yıkanarak ıslak kalmayacak şekilde kurulanmalıdır. Aynı çorabı giymeyip sürekli değiştirmek ve mevsimine uygun olarak tercih edilecek olan ayakkabı ve terlik hastalığın tedavi sürecinde olumlu etki yaratacaktır.



Mantar hastalığı kendini sürekli yenileyen ve belli zamanlarda sıklıkla çıkabilen bir sağlık sorunudur. Bu nedenle ayak bakımında sabırlı olmak yapılması gerekenlerin başında gelmektedir. Hastalığın ilerlemesi durumunda deri yüzeyinde uygulanacak tedavi sonuç vermeyebilir. Bu durumda ağızdan alınacak ilaçlar hastalığın tedavisi aşamasında kullanılabilmektedir

Ayak mantarı kolay gibi görünen fakat iyileşmesi için çaba harcanması gereken bir rahatsızlıktır. Hastalığın tedavi aşamasında olası tüm tedbirler alınarak bakımların düzenli ve zamanında yapılması gerekmektedir. Bu durum iyileşme sürecini daha da hızlı hale getirecektir.